Atatürk, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, gerçekleştirdiği inkılâp ve oluşturduğu ilkelerle, Türk Ulusu’nun hiç zaman kaybetmeden uygar uluslar düzeyine ulaşmasını amaçlamıştı. Bunun için Türk Ulusu’na önderlik ederek, ulusun önünde bulunan engelleri bir bir yıkarak, bunların yerine çağdaş değerleri yerleştirmek için büyük çaba harcadı. Sonuçta ortaya çıkan eserden anlaşıldığı gibi; yeni Türkiye’nin eski Osmanlı idaresiyle ve bu idarenin oluşturduğu sistemle hiç bir ilgisi yoktu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti millî bir temel üzerinde oluşturulmuş; halk, saltanat idaresi yıkıldıktan sonra, çağdaş bir idare şekli olan cumhuriyetle idare edilmeye başlanmış; halkçılık uygulamasıyla, sınıf ve zümre farkları reddedilerek halk katmanları birbirleriyle ahenkli bir yapıda yer almış; devletçilik uygulamasıyla, ülkenin kısa sürede hızla kalkınması amaçlanmıştı. İnkılâpçılıkla, sosyal yapıda varolan engellerin yıkılıp, yerine yeni kurumlar ve kavramlar yerleştirilmişti. Bu ilkelerin yanısıra, Türk halkının birlik ve beraberliğini sağlayan, farklı din ve mezhep gruplarını birbirleri ve yasalar karşısında eşit düzeyde tutan ve dünya işlerini dinsel kurallar yerine aklın ve bilimin verilerine göre düzenleyen lâiklik ilkesiyle de, Türk Ulusu uhrevi ve kaderci yaşayış tarzından çekilmiş; bilimin aydınlık yol-göstericiliğinde geleceği için çalışan uygar bir toplum haline getirilmiştir. ..
Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı, anıları, fotoğrafları, nutukları, mektupları, devrimleri
İzleyiciler
anlayışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlayışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mart 2011 Çarşamba
Atatürk'ün Din ve Laiklik Anlayışı
Atatürk, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, gerçekleştirdiği inkılâp ve oluşturduğu ilkelerle, Türk Ulusu’nun hiç zaman kaybetmeden uygar uluslar düzeyine ulaşmasını amaçlamıştı. Bunun için Türk Ulusu’na önderlik ederek, ulusun önünde bulunan engelleri bir bir yıkarak, bunların yerine çağdaş değerleri yerleştirmek için büyük çaba harcadı. Sonuçta ortaya çıkan eserden anlaşıldığı gibi; yeni Türkiye’nin eski Osmanlı idaresiyle ve bu idarenin oluşturduğu sistemle hiç bir ilgisi yoktu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti millî bir temel üzerinde oluşturulmuş; halk, saltanat idaresi yıkıldıktan sonra, çağdaş bir idare şekli olan cumhuriyetle idare edilmeye başlanmış; halkçılık uygulamasıyla, sınıf ve zümre farkları reddedilerek halk katmanları birbirleriyle ahenkli bir yapıda yer almış; devletçilik uygulamasıyla, ülkenin kısa sürede hızla kalkınması amaçlanmıştı. İnkılâpçılıkla, sosyal yapıda varolan engellerin yıkılıp, yerine yeni kurumlar ve kavramlar yerleştirilmişti. Bu ilkelerin yanısıra, Türk halkının birlik ve beraberliğini sağlayan, farklı din ve mezhep gruplarını birbirleri ve yasalar karşısında eşit düzeyde tutan ve dünya işlerini dinsel kurallar yerine aklın ve bilimin verilerine göre düzenleyen lâiklik ilkesiyle de, Türk Ulusu uhrevi ve kaderci yaşayış tarzından çekilmiş; bilimin aydınlık yol-göstericiliğinde geleceği için çalışan uygar bir toplum haline getirilmiştir. ..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)