Muharebede TopçuModern bir topçu teşkilatının yapısını anlamadan önce, muharebenin çeşitli aşamalarında topçunun nasıl kullanıldığından ve üstlendiği görevlerden bahsetmek faydalı olacaktır.Topçu birlikleri genellikle ordu, kolordu ve tümen topçusu olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Tümen seviyesinin altındaki piyade birliklerine, her alaya yaklaşık bir batarya kadar küçük çaplı ve sınırlı sayıda hafif top tahsis edilir. Bu tür topçuya “piyade topçusu” denir. Ordu ve kolordu topçusu ise daha ağır ve çeşitli silahlarla donatılmıştır: sahra topları, ağır sahra topları, uzun menzilli toplar, hafif ve ağır obüsler, havanlar ile uçaksavar topları. Bu birliklerin temel amacı, ihtiyaç halinde tümen topçusunu desteklemektir. Tümen topçusu ise tümenin her türlü arazi ve harekâtta rahatça hareket edebileceği, yeterli hareket kabiliyetine sahip toplarla donatılır.Bir topçu teşkilatını somutlaştırmak için modern bir tümenin muharebe düzenini örnek olarak ele alalım:Bir piyade alayında doğrudan alaya bağlı altı piyade topu ve altı bomba topu bulunur. Bunlar tümen topçusu kapsamı dışındadır. Tümen topçusu ise bir hafif topçu alayı, bir ağır topçu alayı ve bir uçaksavar taburundan oluşur.Hafif topçu alayı üç taburdan meydana gelir. Her tabur, dörder toplu iki hafif sahra bataryası ile bir adet 10,5 cm’lik hafif sahra obüs bataryasından kuruludur. Bataryalar genellikle hayvanlarla çekilir. Muharebe tecrübeleri, topçu taburlarının sahra ve obüs bataryalarını karışık şekilde organize etmenin daha etkili olduğunu göstermiştir.Ağır topçu alayı da üç taburdan oluşur. Birinci tabur, dörder toplu üç adet 15 cm’lik ağır obüs bataryasından meydana gelir ve hayvanlarla çekilir. İkinci tabur ise dörder toplu iki adet 10,5 cm’lik uzun top bataryası ile üç toplu bir 21 cm’lik obüs bataryasından kuruludur. Uzak mesafeli muharebe topçusu genellikle piyade birlik komutanlarının doğrudan emrine verilmez.Topçu ateş türlerini kısaca açıklamak yerinde olacaktır, çünkü piyade birlikleri ateş talebini, teklifini ve emir sürecini daha kolay yönetebilmek için topçunun ateş yönetimini iyi bilmelidir.
Harf Devrimi (veya Harf İnkılabı), Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli kültürel ve eğitimsel dönüşümlerinden biridir. Arap harflerine dayalı Osmanlı alfabesinin yerine, Latin harflerine dayalı modern Türk alfabesinin kabul edilmesi sürecidir. Bu devrim, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilmiş ve Türk dilinin, eğitiminin ve modernleşmesinin temel taşlarından biri olmuştur.Tarihçe ve Süreç
Öncesi (Osmanlı Dönemi Tartışmaları): Arap alfabesi, Türkler tarafından 10. yüzyıldan itibaren (İslamiyet'in kabulüyle) kullanılmaya başlandı ve yaklaşık 900 yıl boyunca devam
Sarıkamış Harekatı, I. Dünya Savaşı'nın Kafkas Cephesi'nde Osmanlı İmparatorluğu'nun Rus İmparatorluğu'na karşı giriştiği en büyük taarruz operasyonudur. 22 Aralık 1914'te başlayıp 17 Ocak 1915'te sona eren harekat, stratejik hatalar, yetersiz hazırlık ve aşırı kış şartları nedeniyle
Sarıkamış, vatan sevgisinin en soğuk ve en derin sınavıdır; orada askerler, düşmandan önce kışa yenik düşerek beyaz kefenlerini karlara sermişlerdir. Allahuekber Dağları'nda donan yiğitler, planların ötesinde bir fedakârlık destanı yazdı; onlar, toprak için değil, millet için canlarını feda eden unutulmaz kahramanlardır. Sarıkamış trajedisi, bize hazırlığın ve doğanın gücünün önemini hatırlatır;
Bir adam düşünün ki, 1950’lerin başında Ankara’da bir gazete muhabirine şu cümleyi kuruyor: “Para almak için adam asmıyorum, adam astığım için para alıyorum.”Bu cümle, Türkiye’nin en karanlık ve en çok tartışılan dönemlerinden birinin özetidir. Cümle Kara Ali’ye aittir; İstiklâl Mahkemeleri’nin son resmî celladı, Yozgatlı Çerkes Ali Ağa’ya. 1888’de doğmuş, 1951’de ölmüştür. Arada kalan altmış küsur yıl, bir imparatorluğun çöküşüyle bir cumhuriyetin
Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatından sonra naaşının Ankara ve İstanbul'da gerçekleştirilen resmi törenlerle uğurlanarak Etnografya Müzesi'ndeki geçici istirahatgâhına nakledildiği süreçte çekilen fotoğraflar, bir milletin liderine olan derin sevgi ve yasını yansıtıyor.
1
TBMM arşivinden derlenen bilgiye göre, Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün cenaze namazı, 19 Kasım günü Dolmabahçe Sarayı`nda saat 08.10`da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslam Tetkikleri Enstitüsü Müdürü Profesör Mehmet Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı.
2
Atatürk`ün naaşı saat 08.30`da, komutanlığını Orgeneral Fahrettin Altay`ın yaptığı askeri kortejle top arabasına konularak Dolmabahçe Sarayı`ndan çıkarılırken, kortejde Başbakan Mahmut Celal Bayar, TBMM Heyeti, devlet erkanı ve diğer katılımcılar yer aldı.
3
Saat 09.10`da kortej, Kabataş, Tophane, Karaköy, Galata Köprüsü, Eminönü ve Gülhane Parkı üzerinden Sarayburnu`na doğru hareket ederken, Atatürk`ün naaşını taşıyan top arabasının Galata Köprüsü`nden geçişi sırasında çekilen fotoğraflar dikkati çekti.
4
Atatürk`ün naaşı saat 12.30`da Sarayburnu`ndan Zafer torpidosuna nakledilirken, torpido saat 13.00`te hareket etti, daha sonra Atatürk`ün naaşı Selimiye Kışlası açıklarında bekleyen Yavuz zırhlısına nakledildi. Yavuz, saat 14.00`te İzmit`e doğru hareket etti. Yavuz`un siyah duman çıkartarak İzmit`e doğru hareket ettiği anlar fotoğraflarda yer aldı.
5
Türk ve yabancı savaş gemilerinin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı saat 19.30`da İzmit Limanı`na yanaştı. Yavuz`un taşıdığı Atatürk`ün naaşı saat 20.30`da İzmit İstasyonu`nda bekleyen özel trene nakledildi. Atatürk`ün naaşını taşıyan özel tren saat 21.00`de Ankara`ya doğru yola çıktı.
6
Atatürk`ün naaşını taşıyan özel tren, 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.00`da Ankara İstasyonu`na ulaştı. Atatürk`ün naaşı, aralarında Cumhurbaşkanı Mustafa İsmet İnönü, TBMM Başkanı Mustafa Abdülhalik Renda ve Başbakan Mahmut Celal Bayar`ın da bulunduğu devlet erkanı, askeri birlikler, yabancı ülke temsilcileri ve kalabalık bir halk kitlesi tarafından istasyonda karşılandı. Atatürk`ün naaşı daha sonra top arabasına konularak kortej eşliğinle saat 10.40`ta istasyondan ayrıldı ve saat 11.30`da TBMM binası (İkinci Meclis/Cumhuriyet Müzesi) önüne getirilerek, burada hazırlanmış olan katafalka yerleştirildi.